Cevapların Yirmi üçüncüsü: Momentum En İyi Dostun ve En Kötü Düşmanındır

Cevapların Yirmi üçüncüsü: Momentum En İyi Dostun ve En Kötü Düşmanındır


Sorulara Cevaplar:
+ Son dönemde birçok genç arkadaştan ve beyaz yakalı profesyonellerden sorular geliyor. “İstediğim hayatı ne zaman yaşayacağım, istediğim işte ne zaman çalışacağım, hayallerimi nasıl yerine getireceğim, ne kadar sürecek, başarısız olursam ne olacak, ne zaman kendim gibi davranacak güvene sahip olacağım, sizin yolculuğunuz, hikayenizden örneklerle anlatır mısınız?”
Bu sorulara kitap yazarak cevap verilebilir ancak; çok boyutlu bir konu. Ama bir iki deneme ile yanıt vermeye çalışacağım.

Cevapların Yirmi üçüncüsü: Momentum En İyi Dostun ve En Kötü Düşmanındır

Önünde üç tane büyük taş var, bunları tek tek ittirmeye çalışıyorsun. Birisi yerinden kımıldıyor; diğerlerini bırakıp onu ittirmeye başlıyorsun. Tüm enerjini onu istediğin yere götürmeye harcıyorsun.
+
Önünde üç tane tünel var, üçünün de önü tıkalı.
Önlerini açmaya çalışıyorsun, bakıyorsun ki ikisinin önündeki engel çok uğraştıracak, önündeki engeli nispeten kolay olana eğiliyorsun.
Bunun önünü açıp içeri giriyor, yürüyorsun.
+
Bir dağ başında üç patikadan birini seçmeye çalışıyorsun. Sen yukarı doğru çıkan patikaya seçerek daha çabuk ilerleyeceğini düşünüyorsun. Yalnız değilsin, yanındakiler aşağıya giden yolu seçmeye meyilli.
Çoğunluğu dinleyip aşağıya giden patikayı seçiyorsun.
+
Üretim tesisi kuruyorsun. Üç alternatif makina var. Birisi yeni teknoloji, diğerleri ise nispeten bilinen markalar. Özellikle birisi bugüne kadar benzer firmaların en çok tercih ettiği makina. Bunu tercih ediyorsun.
+
Üç yeni ürün piyasaya sunacaksın. İkisi nispeten yavaş bir başlangıç yaptı, üçüncüsü hızlı başladı ama sebebini anlayamıyorsun. İnandığın ürün arkadan geliyor.
Pazarlama bütçeni satan ürünün arkasına koyuyorsun, inandığın ürüne değil. Çünkü onun bir şekilde satmadığını görüyorsun.
+
Momentum Girişimcinin en iyi dostu ve en kötü düşmanıdır.
Girişim şirketleri büyüme odaklı olduklarından doğal olarak momentumu takip etme eğilimindedirler. Bu eğilim yönetilmezse çok iyi sonuçlar üretebileceği gibi felaketlere de sebep olabilir. Yukarıdaki örnekler üzerinden gidelim: gücünün neye yettiğine odaklanıp, hedeften gözünü ayırırsa, sadece kendi taşıyabileceği belki de nihayetinde işini görmeyecek bir taşı taşırken bulur kendini.
Hedefini iyi belirleyip buna tek başına gücü yetmiyorsa, gerekli ekipman veya yardımı aramayı tercih ederse daha doğru olanı yapar.
+ Çoğu zaman yola çıkmak için önce bunların önlerindeki engelleri aşmamız gerekir.
Hangi yolu tercih edeceğinize bunların önündeki engellerin boyutuna göre karar verirseniz, asla gitmek istediğiniz yere çıkan yola giremeyebilirsiniz.
+ Seçimler yaparken, yanınızdakileri dinlemeniz önemlidir, ama çoğunluk genelde en rahat olanı tercih eder. Girişimcinin öncelikleri çoğunluğun önceliklerinden farklı olabilir. Şirketin yönünü ve önceliklerini girişimcinin hayalleri ve öncelikleri belirlemelidir.
+ Daha önce başkalarının yaptığı tercihler “daha az riskli” alternatifler olarak görünebilir ama fark yaratmak için herkesin yaptığından farklı yöntem ve çözümleri kullanmak gerekebilir.
+ Pazar geri dönüşlerini çok iyi değerlendirmek gerekir, hangi şartlar altında bu sonuçların üretildiği anlaşılmalıdır. Aksi halde girişim şirketinin momentum saplantısı ticari öngörünün önüne geçer ve şirketi kısa vadeli basarinin hazzı ile uzun vadeli başarısızlığa mahkum eden tercihler yapılmasına sebep olur.
“Momentum” girişimcinin kitabına, bir işe başlarken ve yürürken ona hız kazandıracak tüm şartlar ile birlikte tanımlanmalı, bir işe hızla girişebilmek, başlayınca hemen hız kazanabilmek çok cesaret verici olmakla birlikte hedeften gözü ayırmaya sebep olan faktörler olarak görülmelidir. “Aslında ben bunu yapmak için başlamamıştım şirketime, ama:
+ Baktım bu ürün/hizmet gidiyor, veya
+ o gitmez bu gider dediler, veya
+ üretmesi zor olur dediler, veya
+ satması zor olur dediler, veya
+ kimse yapmamış bugüne kadar bir sebebi vardır dediler”…diyerek, momentum nerede yaratacaksa oraya yönelen ve erken başarı hissi ile buna sarılan girişimciler kendilerini bir sure sonra inanmadıkları bir işe maddi ve manevi olarak büyük yatırımlar yapmış halde bulurlar kendilerini. Momentum girişimcinin acılarını dindiren, başari hissi ile onu uyuşturan bir yapıdadır; dikkat ve sükunetle karşılanması gerekir.
Yukarıdaki tüm senaryolar içerisinde en kötüsü “elini verip kolunu kaptırmak” seklinde kültürümüzde karşılığını bulan durumdur. Bu felaket senaryosudur ve benim gözlemleyebildiğim kadarıyla küçük ve büyük şirketler de çok nadir görülen bir durum olduğu da söylenemez.
Girişim şirketinin basarisi ve çabalarının müşterilerinde ticari karşılık bulması ve bunun yaratacağı ticari başarıyı korku ve şüphe ile karşılamak gerektiğini anlatmaya çalışmıyorum. Ancak alternatifler arasında belli surelerde eleştirel bir gözle bakarak, o noktada sıfırdan başlıyormuşuz gibi geleceğe bakarak değerlendirme yapılması gerektiğini düşünüyorum. Bunun birçok hayati önem taşıdığını gördüm. Momentumun arkasına takılırken on kere düşünmek gerekir; dokuzunu kendiniz birini de ben söylediğim için düşünebilirsiniz.