Cevapların Yirmibirincisi: Sen Kendini İfade Ettiğinsin

Cevapların Yirmibirincisi: Sen Kendini İfade Ettiğinsin


Sorulara Cevaplar:
+ Son dönemde birçok genç arkadaştan ve beyaz yakalı profesyonellerden sorular geliyor. “İstediğim hayatı ne zaman yaşayacağım, istediğim işte ne zaman çalışacağım, hayallerimi nasıl yerine getireceğim, ne kadar sürecek, başarısız olursam ne olacak, ne zaman kendim gibi davranacak güvene sahip olacağım, sizin yolculuğunuz, hikayenizden örneklerle anlatır mısınız?”
Bu sorulara kitap yazarak cevap verilebilir ancak; çok boyutlu bir konu. Ama bir iki deneme ile yanıt vermeye çalışacağım.

Cevapların Yirmibirincisi: Sen Kendini İfade Ettiğinsin

Girişimciler tek tek sayması muhtemelen bir ömür alacak sorunlar, sebepler, eksikler, ihtiyaçlar, arzular, saplantılar, hayaller, birden akla geliveren kıvılcımlar ve motivasyonlar sebebiyle kendilerini bir uçurumun kenarında ve eğer adım atarlarsa onu geçmek için bir ipin üzerinde bulurlar.

Girişimci kendini ifade ettiği şeydir.

İfade ise insanlara ne söylediğiniz ne yaptığınız değil onlara ne hissettirdiğinizdir. Sosyal medyada, özellikle Linkedin gibi platformlarda kariyer konusunda tavsiyeler veren ve yüzbinlerce dinleyicisi olan fikir liderlerinin “ofiste söylenmemesi gereken 3 şey”, “ bir mülakatta vermeniz gereken 10 cevap”, “şirket içinde iletişim kurarken uygulamanız gereken 5 iletişim kuralı” gibi yazıları gördüğümde hep gülümserim. “Kendini ifade” karşınızdakinin size dair hissettiklerinin bir bütünüdür; sizin ne söylediğiniz, ezbere ne cevap verdiğiniz değil, nasıl hissettiğiniz ve bunu bütünsel olarak nasıl yansıttığınız, bunun sonucunda da karsınızdakinin ne “hissettiğidir”.

2009 yılı Ağustos ayında VakıfBank 2007’de uluslararası danışmanlık şirketlerinden aldığı tavsiye raporuna icabeten bazı iştiraklerini satmaya karar vermişti. Ben de Londra’dan maddi ve manevi birikimlerimle 10 seneden fazla yurtdışında çalışıp kariyer yapıp ülkeme tasarruf ve sermaye piyasalarında bir fark yaratmak için geri dönmüş heyecan, inanç ve iyimserlik dolu bir girişimciydim. Türkiye’de girişim sermayesinin yerli ürünler ve yerli katılım ile gelişeceğini düşünüyor bunun için bir giriş noktası arıyordum. Vakıfbank ile yolumuz bu noktada kesişti ve bankanın satmaya karar verdiği Vakıf Risk Sermayesi Yatırım Ortaklığının %31 hissesinin satışı ihalesine katılmak için hazırlanmaya başladık. Ağustos sıcağında bir sabah gün ağarmadan kalkıp ilk uçağa binip Ankara’ya gittim. Geceden hazırlandım. Öncesinde saçlarımı kestirdim, sinek kaydı traşımı oldum, takımımı kuru temizlemeden alıp giydim ve yola düştüm. Ankara’ya inip Vakıfbank Genel Müdürlük binasında iştirak satışı için ihale salonunun önünde bekler ve yere bakarken birden gülmeye başladım. Bunun sebebi her şeyiyle mükemmeli ister ve buna hazırlanırken sabahın mahmurluğu ve uykulu hali ve günün heyecanıyla evden çıkarken yanlışlıkla bahçeyi çapalarken giydiğim ayakkabılarımı giydiğimi fark etmemdi. Çamur içindeki bu ayakkabılar, jilet gibi takımın altında garip bir manzara oluşturuyordu. İçeriye çağırıldım, teklifimizi ilettim, bunun için duyduğumuz heyecanı ve iyi niyetli hayalleri anlattım ve dışarı çıktım.
İhaleyi biz kazandık.

Daha sonra bir yetkili bana şunu söyledi “iyi niyetinizi gözünüzde, ciddiyetinizi bankadan getirdiğiniz mektupta, heyecanınızı da ayakkabılarınızda gördük ve tam oy ile ihaleyi siz kazandınız”.

Eğer birileri size ne söylemeniz ne söylememeniz, ne cevap verip ne cevap vermeyeceğinizi söylüyorsa onlar asla gerçek hayata dair şeyler söylemiyorlardır, onları dinlemeyin. Nedenini bilmeden, sonucunu öngörerek ezbere söylenenler sizi başarıya asla götürmeyecektir.

İletişimin sırrı ve ilmi, karşındakine ne hissettirdiğini bütünsel olarak görebilmek ve düşünebilmekte yatar. İletişimin tek kuralı budur; meslek, ticaret ve ortak ararken bunu düşünmelisiniz.

Örneğin, girişimcinin “çantası” birçok şey anlatır. Sırt çantası: “Amerika’dan yeni geldim” “üniversite ruhunu koruyorum”, markalı el çantası “ben gittim, geldim, şimdi bir daha gidiyorum”, markasız el çantası “bunun önemini bilmiyorum ama çok da takmıyorum”, el tipi portföy “bizim oralarda erkekler portföy olarak bunu kullanır”, bond çanta: “elimde harika bir lisans var ben beş kuruş vermedim ama senin buna milyonlar vermeni bekliyorum” gibi ifadeler içerebilir.

Girişimcinin bir şey söylemesine gerek kalmadan, daha kapıdan girerken ki hali, tavrı, giydiği, taktığı, taşıdığı şeyler, hikayenin temelinde olan “insan” hakkında ilk 30 saniyede oluşan ve en baskın etkiye sahip olan “ilk görüşü oluşturur”. İletişim daha konuşmadan başlar…

Ne oldu kullanılması gereken 10 kelime, verilmesi gereken 5 cevaba…? iletişimi hazır cevaplara ve kelimelere indirgeyenlerin iletişim hakkında hiçbir fikri olduğunu düşünmüyorum. Ne söylediğiniz, ne yaptığınız değil ne hissettirdiğiniz önemli, karşınızdakinin “ne hissettiğine” etkisi olan onlarca etkenin içerisinde kelimelerin olduğu doğru, ama bunların tekil belirleyici olduğunu düşünmek yanlıştır.

Başarıya ulaşmak için iki farklı yolu seçebilirsiniz.

Birincisi, kendini daha iyi ifade etmek (yani karşınızdakinin sizin hakkınızda gerçeğe daha yakın bir his edinmesi için) uyumsuz taraflarınızı bilinçli bir şekilde yontmak ve bu yönde hazırlanmak.

İkincisi, karşınızdakinin sizin hakkınızda başarıya ulaşmanızı sağlayacak bir hissiyata sahip olmasını sağlamak ve bunun için bütünsel bir çaba ve hazırlık yapmak.
Birinci yöntem eğer doğru zamanda doğru yerde iseniz ve doğru insanla konuşuyorsanız, sürdürülebilir bir ilişkinin ilk adımıdır. İkincisi ise “fikir lideri” iletişim uzmanlarının sosyal medya da size bombaladığı “bunu başar sonrasına bakarsın, ve bir sonraki adımda takılırsan gel ben sana anlatayım” taktığının sonucu olarak en iyi ihtimalle size bir adım attıracak bir yöntemdir.

Çok kültürlü ortamlarda çalışmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu ortamlar insanların kendilerine has (kültürel, sosyal, ekonomik ve fizyolojik) özellikleri yerine o an ve o ise dair ortak yetkinlikler üzerine odaklanır. Bu da insanların ortak değerler ve ifade şekli üzerinden kendini anlatma alışkanlığı ve yetkinliği yaratır. Keşke, İstanbul’da da diğer finans merkezlerinde olan kültürel çeşitlilik olsa bankalarda portföy yönetim şirketlerinde Çinli kantitatif analistler, İngiliz satışçılar, Hintli yöneticiler, Amerikalı danışmanlar, Iraklı analistler, Rus traderlar… bu bize sadece güç katar ve kendimizi daha iyi “ifade” edebilmeyi öğrenmemizi sağlar.

Girişimci için kendini ifade etmek her şeyden önemlidir.

Nihayetinde yatırımcılar fikirler kadar “girişimciye” yatırım yaparlar; onun zorluklarla mücadele gücüne, kendini yeri geldiğinde yeniden keşfetme gücüne, sabrına, inancına…Siz bir yatırımcıya fikrinizi anlatırken o aslında “size” yatırım yapıp yapamayacağına bakıyor olacak. Bu görüşmede karşınızdaki sizin “yaratıcı, kendine yeten, yeniden başlamaya gücü olan, metanetli ve kendini bilen bir kişi” olduğunu hissediyorsa, sizi sonuca oluşturacak şekilde iletişim kurduğunuz söylenebilir.

Ticaret yaptığınız insanlar iki şeye bakar, ticari sorumluluklarını yerine getirme “niyet” ve “kapasitesine”. Eğer karşınızdaki kişi, niyetinizin samimiyetine inanıyorsa ödeme kapasiteniz olana kadar sizi destekleyecektir. Ticaret için konuştuğunuz insanların hayallerinizi duymak yerine, çalışan ticari ilişkileriniz, zorluklarını nasıl aştığınız, sözlerinizi nasıl tuttuğunuzu duymaya ihtiyaçları var. Bu görüşmede karşınızdaki sizin “ çaba harcayan, bir yolunu bulan ve didinen, azimle ve iyi niyetle doğru ve karlı bir işi yürüten bir kişi” olduğunuzu düşünüyorsa, yine sizi başarıyla sonuca ulaştırarak şekilde iletişim kurduğunuz söylenebilir.

Ezbere cevaplarla, iletişime bütünsel bir pencereden bakmayan ve ödevini yapmadan, karşısındaki kişinin ne yaptığını, ne istediğini, ne aradığını anlamadan “10 kelime, 5 cevap” ezberine dayananlar başarısızlığa mahkumdur.

Çamurlu bir ayakkabı size hayatını değiştirecek bir işi almanıza sebep olacağı gibi, taşıdığınız çanta, giydiğiniz gömlek taktığınız kravat, toplantıda içtiğiniz içecek, oturmanız kalkmanız kendinize dair kelimeler kadar “ifade” gücüne sahiptir.

Kelimeler ne söylerse söylesin, sen kendini ifade ettiğin, ne hissettiriyorsan osun.