Cevapların Yirmidördüncüsü: Rüzgarı değil ama yelkenlerini değiştirebilirsin

Cevapların Yirmidördüncüsü: Rüzgarı değil ama yelkenlerini değiştirebilirsin


Sorulara Cevaplar:
+ Son dönemde birçok genç arkadaştan ve beyaz yakalı profesyonellerden sorular geliyor. “İstediğim hayatı ne zaman yaşayacağım, istediğim işte ne zaman çalışacağım, hayallerimi nasıl yerine getireceğim, ne kadar sürecek, başarısız olursam ne olacak, ne zaman kendim gibi davranacak güvene sahip olacağım, sizin yolculuğunuz, hikayenizden örneklerle anlatır mısınız?”
Bu sorulara kitap yazarak cevap verilebilir ancak; çok boyutlu bir konu. Ama bir iki deneme ile yanıt vermeye çalışacağım.

Cevapların Yirmidördüncüsü: Rüzgarı değil ama yelkenlerini değiştirebilirsin

Ticaret arz ile talebin, soru ile cevabın, ihtiyaç ile çözümün buluştuğu yerde olur. Fakat, her arz talep ile, her cevap soru ile, her çözüm ihtiyaç ile buluşabiliyor olsa dünya çok başka bir yer olurdu. Ticaret erbabı işte bu uçları birleştiren kişidir.
Yeni girişimlerin üzerine oturduğu iş modeli ve o güne kadar olmayan yeni bir ticaretin yapabilme ihtimali ancak arzı sunmak, cevabi ve çözümü bulmak ile mümkün olur. Bunu yapmak için bazen sermayeyi bazen de knowhow’ı ortaya koymak, bazen de olmayan bir yeniliği yaratmak gerekir. Çoğu zaman bunların kısmi olarak tümüne ihtiyaç duyulur.
Fakat bir girişimin içsel dinamikleri kadar ticaretin gerçekleşeceği pazarın dinamikleri ve şartları da belirleyici rol üstlenir. Girişimciler için en önemli konulardan birini masalarına bakarken arada kafalarını kaldırıp camdan dışarıya bakabilmeleridir.
Bir girişim yatırımının başarısını etkileyen bir çok rüzgar eser. Girişimci rüzgarı değil ama yelkenlerini değiştirebilir. Bir yelkencinin gideceği nokta belli ancak rotası değişkendir, rüzgarın yönüne hızına göre rota yönetilmesi gereken bir süreçtir. Bazen çok fazla manevra yapmamak için daha uzun bir yol tercih edilebilir, bazen de fırtınayı korunaklı bir yerde geçirmek için rotayı güvenli limana çevirmek gerekebilir.
Gelişen piyasalarda ticaret yapanlar gelişen piyasalardakine göre çok daha zor şartlarda faaliyetlerini sürdürmek zorundadırlar. Ekonominin gelişim hızındaki volatilite, maliyet ve satışta ağırlığı olması halinde kurdaki dalgalanmalar, mevzuat konusundaki riskler gibi konular ticaret yapan herkesi etkilediği gibi girişimcileri de etkiler. Daha önceki cevaplarda bölümlerinde iş planı yapmadan yola çıkmamayı, yönetilebilecek tüm riskleri yönetmeyi ve cesareti hesapsız kitapsız bir şekilde sorumsuzca işlere dalmak olmadığını anlatmaya çalışmıştım.
2015 yılının başında 2008 yılında başlayan ve makro ekonomi kitaplarında yazdığı gibi her biri 7 yıl sürmesi beklenen bir ekonomik dönemden çıkılacağı noktada girişimcilerden gelen soruların başında kurlar, ekonomik gidişat ve beklentilere dönük olanlar öne çıkıyor. Bunu girişimcinin dışsal faktörler ve ticareti derinden etkileyen Pazar şartlarına karşı duruşunu ve bakışı üzerindeki görüşlerimi paylaşmak için bir fırsat olarak görüyorum.
Girişimcinin önünde bir soru listesi ve buna bağlı bir karar ağacı durur. Girişime başlarken de yürürken de sürekli sorgulamak gerekir. Hatta bazen gerçekten doğru şeyin peşine mi takıldım diye düşünebilmek için her şeyin baştan sorgulanmasının da faydalı olduğunu düşündüğümü belirtmiştim.
Ekonominin genel şartları açısından bakıldığında girişimcinin kendisine sorması gereken en önemli soru: “değişkenlerin farklı senaryolarda ortaya çıkarttığı yükü iş kaybetmeden müşterime yansıtabilir miyim?” olmalıdır. Bu şekilde sondan başlayarak geriye gelmek analizi kolaylaştırır. Örneğin, ithalatını yaptığı ham maddenin maliyetindeki artışı müşterisine ürün fiyatına yansıtarak aktarabiliyorsa üreticinin kaygılanmasına gerek yoktur, ya da faizlerdeki artış şirketin finansman maliyetini ve net karlılık marjlarını etkiliyor ve şirket faizlerin arttığı ortamda hem kendi maliyet yapısını hem de taksitli satışlardaki ilave maliyet planlamasını müşterisine yansıtabiliyorsa sorun yoktur. Normal şartlarda faizler ekonominin iyi gidişatı halinde fazla ısınmayı kontrollü bir şekilde önlemek için artırılır, artan faiz para birimini cazip hale getirir ve değerlenmesine yol açar. Faizin düşmesinden de inmesinden olduğu kadar faydalanan şirketler, kurun düşmesi kadar artmasından beslenen iş modelleri bulunabilir. Her işin kendi maliyet, pazar ve ürün ömrü/sürekliliği dinamiği vardır. Hizmetler sektöründe de yine çok farklı dinamikler işleyebilir.
Bir mahallede iki esnaf düşünelim, birisi cep telefonu satıyor, diğeri berberlik yapıyor. Kurlar arttığında ve faizler yükseldiğinde hem ürün hem taksit miktarı artınca cep telefonu satıcısının işleri yavaşlayabilir, ama berberin ticaretinde çok büyük bir fark olur mu? Aynı sokaktaki market ve kuyumcunun iş modelleri arasında sermaye gerekliliklerinin farklılığı dışında çok önemli bir fark yok mu? Bir yazılım uzmanı girişimci yeni pazara sunacağı ürünü bireysel müşterilere satacağı bir çözüm ile kurumlara satacağı çözüm arasında Pazar dinamikleri başta olmak üzere çok büyük farklılıklar yok mu?

Her girişim kendine göre yelken seti olan farklı bir tekne gidibir. Hem rüzgarı alma yeteneği hem de fırtınalara dayanma gücü farklı olan. Girişimcinin görevi seyir alacağı alana uygun bir tekne dizayn etmesi, tayfasını tam tutup gelen rüzgara göre gerekli şekilde yelkenlerini değiştirerek hedefine doğru seyir almaktır.
Rüzgarı değil ama yelkenlerini değiştirebilirsin.

Bu yolculukta girişimcinin en büyük avantajı ve temel sermayesinin hareket kabiliyeti olduğunu unutmadan…